7- ELGADİR

04 December 2025 51 dk okuma 12 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 2 / 12

“Ey insanlar! Ben sizden önce (Cennet'e) ve Kevser Havuzu’na varacağım ve daha sonra sizler de o havuzun başında bana geleceksiniz.

O öyle bir havuzdur ki, genişliği San’â’dan Busrâ’ya kadardır. O havuzun kenarında, gökteki yıldızların sayısınca gümüş kadehler vardır. Ben orada, sizin aranızda emanet bıraktığım iki paha biçilmez şeyi soracağım. O halde benden sonra o iki şeye (Sekaleyn'e) nasıl davranmanız gerektiğine dikkat edin!”

O sırada halkın içerisinden biri şöyle seslendi;

“Ey Allah Resûlü! O iki paha biçilmez şey nedir?” Hz. Nebi (s.a.a) şöyle buyurdu:

“Onlardan biri, Allah'ın kitabıdır. Onun bir tarafı Allah Azze ve Celle’nin elinde ve diğer tarafı ise sizin elinizdedir. Ona yapışın; sapmayın ve değiştirmeyin; diğeri ise, İtretim olan Ehl-i Beytim’dir. Latif ve her şeyden haberdar olan Allah, bu ikisinin (Kevser) Havuzu’nun başında bana ulaşıncaya kadar birbirlerinden ayrılmayacağını bildirdi. Ben Allah’tan bunu (birbirlerinden asla ayrılmamalarını) istedim.

O halde, o ikisinin önüne geçmeyin, yoksa helak olursunuz ve gerisinde de kalmayın ki, yoksa yine helak olur (gidersiniz).”

O sırada Resûl-i Ekrem Ali İbn Abi Talib'in elinden tuttu ve koltuk altlarının ten beyazlığı görününceye kadar havaya kaldırdı. Bu şekilde Ali'yi tüm herkese göstermiş oldu. Ardından şöyle buyurdu:

“Ey İnsanlar! Her mümine kendi nefsinden daha evla ve daha lâyık olan kimdir?” Halk şöyle dedi:

“Allah ve Resûlü daha iyi bilirler!”

Ardından Hz. Nebi sözlerine şöyle devam etti:

إن الله مولای و أنا مولی المؤمنین و أنا أولی بهم من أنفسهم

"Allah benim mevlamdır, ben de (siz) müminlerin mevlasıyım. Ben müminlere kendi nefislerinden daha evla ve üstünüm.

فمن کنت مولاه فعلی مولاه

O halde ben kimin mevlası isem, bu Ali de onun mevlasıdır."

Hz. Nebi bu cümleyi üç kere tekrar etti; Ahmed İbn Hanbel bunu dört kere tekrar ettiğini söylemektedir.

Bunun ardınca Allah Resûlü sözlerine şöyle devam etti:

اللهم وال من والاه و عاد من عاداه و أحب من أحبه و أبغض من أبغضه و انصر من نصره و اخذل من خذله، و أدر الحق معه حیث دار، ألا فلیبلغ الشاهد الغائب

"Ya Rabbi! Kim onu severse sen de onu sev! Kim ona düşmanlık ederse sen de ona düşman ol! Kim onu mahabbet ve alakası olduğu için yüceltir ve üstün görürse sen de onu yücelt ve ulula! Kim onu kini ve düşmanlığı üzere hor görmeye çalışırsa sen de onu alçalt ve rüsva eyle! Kim ona yardım ederse yardım et, onu yalnız bırakanı yalnız bırak! O nereye dönerse doğruluğu onunla döndür! Dinleyin! Bu sözleri burada bulunanlar, olmayanlara bildirmelidirler."

Daha henüz kalabalık yeni dağılmaya başlamıştı ki Cebrail-i Emin şu ayet-i kerimeyi ulaştırdı:

" اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ د۪ينَكُمْ وَاَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَت۪ي"

"Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım."

İşte bunun üzerine Resûl-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurdular:

الله اکبر علی اکمال الدین و اتمام النعمة و رضا الرب برسالتی و ولایة علی من بعدی

"Allah-u Ekber! Din kemale erdi, nimet tamamlandı, Allah benim risaletime ve benden sonra Ali’nin velayetine razı oldu."

Hz. Nebi'nin bu sözlerinden sonra halk Emirü'l Mümini'ni tebrik edip selamlamaya başladılar.

Ebû Bekir ve Ömer, sahabeler arasında Hz. Ali'yi ilk kutlayan kimseler olmuştu. Onlardan her biri şöyle diyordu:

بخًّ بخًّ لک یا بن ابی طالب اصبحت و امسیت مولای و مولا کل مؤمن و مؤمنة

"Tebrikler sana ey Ebû Talib'in oğlu! Artık sen, her zaman için her mümin erkek ve kadının mevlası oldun!"

İbn Abbas diyor ki:

وجبت والله فی اعناق القوم

"Allah'a andolsun (Ali'nin velayeti) herkesin boynuna borç oldu."

Yukarıda okuduğumuz bu metin, Gadir-i Hum konusunun yüzeysel ve nispeten kısa bir özetidir. Tüm İslam ümmeti de bu konu hakkında aynı görüşü paylaşmaktadır.

Ayrıca "Gadir" adıyla aynı ismi taşıyıp birbiri ile karıştırılacak İslami mesele ve konularda bunun dışında yeryüzünde başka bir olay da yoktur. Yani "Gadir-i Hum Günü" hakkında konu açılacak olursa bu olay dışında kimsenin aklına başka hiçbir şey gelmemektedir.

Aynı zamanda "Gadir Yeri" denildiğinde de "Cuhfe" yakınlarında bulunan "Hum" adındaki su birikintisi akla gelmektedir.

Gadir Hadisine Verilen Özel Önem

Yüce Allah, Gadir hadisesinin iyice duyulup, yayılması konusunda özel bir inayet buyurmuş ve sonunda bu olay ravilerin dillerinde nesilden nesile eksilmeden aktarılarak İslam dininin hamisi olan Ali'nin İmamlığı ve iktidarı müminlere her zaman ulaşmıştır.

İşte bu yüzden, Hz. Nebi'nin Hac dönüşü toplanan insanların kalabalığı bu tebliğin yerine getirilmesi adına oldukça isabetli olmuş ve Hz. Resûl de Allah'tan gelen bu emri yerine getirmek için acele etmiştir.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar