Kahramanca İtidal: İmam Hasan’ın Zafer Stratejisi

04 December 2025 48 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 5 / 11

“Hasan ve Hüseyin (a.s), Muaviye gibi bir zorbanın hediyelerini kabul ediyordu. Zira onların hakkıydı. Zalim zorbaların elinde olanlar aslında onlar için haramdır. Fakat eğer itaat ve hayır yolunda halka iletilirse onlar için helal olur ve hak şekilde alınmış demektir.”

Yine şöyle buyurur:

“وجوائزهم لمن یخدمهم فی معصیه الله حرام علیهم وسحت”

 “Onların hediyeleri, Allah’a itaatsizlikte onlara hizmet eden kimseler için haramdır ve caiz değildir.”

3. İmam’a hakaret

İmam Mücteba’ya (a.s) hakaret Ümeyyeoğulları mekanizmasının Hazret karşısındaki davranışlarından idi. Bunu birkaç şekilde yapıyorlardı. Tarihin sayfaları bu tür tavırlarla aşındırılmıştır.

Bir yerde İmam, Muaviye’ye şöyle dedi:

“Bu grup bana yakışıksız şeyler söylemedi. Bilakis sen bana yakışıksız şeyler söyledin. Çünkü sen, çirkinliği alışkanlık haline getirmiş birisin. Nahoş ahlak ruhuna kök salmış. Muhammed’e ve sülalesine düşmanlık senin mesleğin. Allah’a yemin olsun ki ey Muaviye, ben ve bu cemaat Peygamber’in (s.a.a) mescidinde çatışıyor olsaydık ve Muhacirler ile Ensar etrafımızda bulunsaydı bize bu hakaretleri etmeye cesaret gösteremezlerdi.”[17]

Başka bir defasında Amr b. As, Muaviye’ye şöyle dedi: “İnsanlar onun peşinden yola düştü. Emir verdi, itaat ettiler. Konuştu, tasdik ettiler. Bu ikisi işi çok hassas bir noktaya çekecek. Ona ve babasına lanet okuyacağımız, söveceğimiz ve başkalarının önünde her ikisinin değerini aşağı çekeceğimiz birisini onun peşinden göndermen iyi olurdu.”[18]

Aynı mecliste Muaviye’nin taraftarları İmam’a hakaretler yağdırdı ve onun makam ve mevkiini düşürmek için uğraştı. Bunlardan biri şöyleydi: “Sen ey Hasan, hilafetin sana ait olduğunu iddia ettin. Sende onu yürütecek dirayet yok. Bizse seni buraya sana hakaret etmek için çağırdık. Ama Allah sadece babanın hakettiğini verdi. Siz, gerçeği olmayan şeyleri iddia edip duruyorsunuz.”[19]

4. İmam Mücteba’ya (a.s) itham

Bu konuda da Muaviye ve Emevîler, İmam’ın konumunu aşağı çekebilmek için ellerinden gelen çabanın azamisini ortaya koydu. Mesela İmam’a şöyle diyorlardı: “Sen ve baban önceki halifelerin katledilmesine katıldınız. Ebubekir’e doğru dürüst biat etmediniz. Ömer’in hükümetini sabote ettiniz. Osman’ı öldürdünüz.”[20]

5. İmam Ali’ye (a.s) hakaret ve itham

Muaviye, İmam Hasan’ın (a.s) cephesini ayaklar altında çiğnemek için İmam Ali’ye (a.s) hakaret ediyordu. Ona ithama bulunuyor ve başkalarını da buna teşvik ediyordu. Bu hakaretler bazen Hz. Ali’nin (a.s) şahsını hedef alıyor, bazen de yöneticilik ve imametine saldırıyordu. İkincisinde hedef, insanların zihninde imametin konumunu akamete uğratmaktı. Muaviye’nin taraftarlarını İmam Hasan’ı (a.s) tahkir için topladığı mecliste onlara şöyle talimat verdi: “Osman’ın öldürülmesini babası Ali’yle (a.s) ilişkilendirmeye çalışın. Onun önceki üç halifeden de memnun olmadığını zihinlere kazıyın.” Bunun ardından İmam Ali’ye (a.s) karşı saldırı seli sökün etti. Mesela şöyle: Baban Ali, dünya ve saltanat sevgisiyle Osman’ı kusurlu buluyordu. Sonra da onun katledilmesine katıldı. Baban, Ebubekir’i zehirledi. Ömer’in katledilmesinde parmağı var. Baban, Allah Rasülü’ne (s.a.a) düşmandı. Onun uzun ve dile benzer bir kılıcı vardı. Dirileri öldürüyor, ölüleri itham ediyordu. vb.[21] Muaviye, İmam Hasan’ın (a.s) şehadetinden sonra da memurlarına şöyle yazdı: “Ali b. Ebu Talib’e hakaret etmeyi asla unutmayın.”

Muaviye kimi zaman İmam Hasan’ın (a.s) yanında ona hakaret ederdi. Mesela Medine’ye seyahati sırasında minbere çıktı ve İmam Ali’nin (a.s) makamı aleyhinde yakışıksız sözler söyledi. İmam Hasan (a.s) aynı mecliste ayağa kaktı ve şöyle dedi:

“Ey ahali, Allah hiçbir peygamberi mücrimleri onun düşmanı yapmaksızın göndermedi. Nitekim Kur’an وکذلک جعلنا لکـل نبـی عـدوا من المجرمین buyurur. Ben Ali’nin oğluyum. Sen ise Sahr’ın oğlusun. Senin annen Hind. Benim annemse Fatıma. Senin büyükannen Nesile. Benim büyükannem ise Hatice.”[22]

Başka bir mecliste yine İmam Ali’ye (a.s) çokça hakaret etti. İmam Hasan (a.s) şöyle dedi:

“Eğer ciğer yiyen kadının oğlu. Emîrülmü’minîn’e yakışıksız şeyler mi söylüyorsun? Halbuki Peygamber buyurmuştu ki: Kim Ali’ye yakışıksız şeyler söylerse bana yakışıksız şeyler söylemiş demektir. Bana yakışıksız şeyler söyleyen de Allah’a yakışıksız şeyler söylemiş olur. Allah’a yakışıksız şeyler söyleyeni Allah ebediyen cehenneme atacaktır.”

Sonra da protesto ederek meclisi terketti.[23]

6. İmam Ali’nin (a.s) sevenlerini dışlama

Muaviye, barışı bozduğunu ilan ettikten sonra bir talimat yayınladı. Buna göre Ehl-i Beyt’in (a.s) sevenleri ve destekçilerinin tamamı Hicaz, Irak, İran ve Şamları kapsayan İslam ülkesinin hassas işlerinden veya diğer basit görevlerden alınacaktı:

“انظروا الی من اقامت علیه البینه. انه یحب علیا واهل بیته فامحوه من الـدیوان واسقطوا عطاءه ورزقه و من اتهمتموه بموالاه هؤلاء القوم فنکلوا به و اهـدموا داره”[24]

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar