Hz. Hasan’ın Çok Evliliği Efsanesi ve Detaylı İncelemesi

04 December 2025 26 dk okuma 6 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 5 / 6

Bizim inancımıza göre Masum İmam gibi birisi hiçbir mekruhu işlemez, hatta mekruh olmayan ama halkın hoşuna gitmeyen bir şeyi de yapmaz.

Talak, kadın geçimsiz olduğu zaman mekruhtur diyebilirsiniz. Bu doğru bir sözdür, ancak bu rivayetlerde İmam’a (a.s) nispet verilen en az elli evlilikten bir tanesi bile geçimsizlikten değil midir? Şiilerden gelmeyen rivayetlere baktığımızda, böyle bir iftirayı İmam’a (a.s) nasılda ustaca attıklarını göreceğiz. İbn Kesir Bidaye ve Nihaye’de Vakıdî’den, o da kendi senet silsilesiyle Ali b. Hüseyin’den şöyle rivayet eder:

“İmam Hasan mutallaktı; kendisini seven kadından başkasını boşamazdı.” [19]

Yani İmam’ın talak verdiği bütün kadınlar uyumlu idiler! Veya en azından onlardan çoğu için bu ihtimal yersiz değildir. Bu rivayetler 4. İmam’dan ve bu şekilde İmamiye kitaplarında asla yoktur. Çünkü gerçek olmadığı için çeşitli sebeplerden dolayı onu nakletmemişlerdir. Ama maalesef bu iftiraların izi -her ne kadar sınırlı ve düzenlenmiş olsalar da- Şia kitaplarında da görülmektedir.

“Mitlak olmak ve esas itibarıyla talak vermek haram değil ki İmamların (a.s) makamlarıyla çelişsin” sözünüze karşılık diyoruz ki: Evet ama bütün bu rivayetlerin akışından, böyle bir özelliğin kınanmış olduğu anlaşılmaktadır. Öyleki Vesailu’ş-Şia bu rivayetlerden birini “Meşveret İstenen Kimsenin Hakikati Söylemesinin Farz Oluşu” bâbında getirmiştir.  Bu kitabın bir başka bölümünde iki rivayeti “Mitlak Erkeğin İsteğinin Kabul Edilmesi” bâbında getirmiştir. Hadaikkitabında da İmam’ın (a.s) mutallak olduğu hadisinin açıklamasında diyor ki: “Hasan (a.s) o kadar talak verdi ki, Ali (a.s) Kûfe minberinde onu azarladı.”[20]

Biharu’l-Envar’ın İbn Şehraşub’un Menakıb’ından aktardığı şey, açıkça bu özelliğin İmam Hasan (a.s) konusunda kınanmış olduğunu ortaya koymaktadır: Hasan (a.s), 250 veya 300 kadın almıştır! Hz. Ali (a.s) de onun bu işinden çok rahatsız olduğu için hutbelerinde “Hasan’a kız vermeyin, çünkü o çok talak verendir.” demiştir.

2. bölüme cevap olarak şunları söyleyebiliriz: Daha öncede belirtildiği gibi birincisi, Ehl-i Sünnet’in rivayetlerinde İmam Hasan’ın (a.s) mitlak olduğu zikredildikten sonra bir cümle var ki, uydurmacıların niyetini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Onlar da “mitlak-ı zevvak”ın mukaddes şeriatta lanetlendiğini bildikleri için İmam’ın (a.s) talaklarını söyledikten sonra şu cümleyi eklemişlerdir: “Boşadığı her kadın uyumlu idi ve İmam’ı (a.s) seviyordu.”

İkincisi, talakın mukaddematı bâblarının rivayetleri incelendiğinde dikkat çekici bir rivayetle karşılaşıyoruz; konumuz için önemli olduğundan rivayetin kendisini getiriyoruz: İmam Sâdık (a.s) buyuruyor: “Allah her mitlak ve zevkine düşkünü düşmanı bilir.”  Bu rivayetlerde zevke düşkünlük mitlaka atfedilmiştir. Diğer hadislerde ise zevke düşkünlük mitlakın sıfatı iken burada ayrıca gelmiştir. Mitlak olmak, zevke düşkün olmanın dışında da kötüdür.

Üçüncüsü, bir rivayette cinsel zevke düşkünlük, mitlakın sıfatı getirilmiş olsa da geçimsiz kadının Allah katında hiç kabahati olmadığı manasına gelmez. Öyleyse Ehl-i Beyt’in (a.s) rivayetlerinde neden geçimsiz kadınlarla geçinme bu kadar tavsiye edilmiştir?

Üçüncü bölüme cevap olarak da şunları söyleyebiliriz: Diyorsunuz ki, Peygamberimiz (s.a.a) de 17 eşinden beşini (yaklaşık üçte birini) boşamıştır. Bu konu doğru olsa bile yanlış bir nispet ve batıl bir kıyastır. Çünkü örfte 17 kadından beşini boşayana mitlak demezler. Varsayın ki bir ya da iki karısı olan kimse ikisini de boşuyor. Onun boşamaları eşlerine göre %100’dür. Çünkü onun bir ya da iki eşi var ve her ikisini de boşamıştır. Ama kimse ona mitlak demiyor. Bu sayıda talak nere, İmam’a nispet verilen elli veya üç yüz talak nere?

Son Söz

Menakıb’da zikredilen konuyu rivayetlerden çıkarırsak (ki hak da budur), dört rivayete ulaşırız. İki rivayet Kâfi’de, bir rivayet Daaimu’l-İslâm’da, bir rivayet de Berkî’nin Mehasin’inde gelmiştir.

Ne Mehasin Şia’nın birinci derece kitaplarındandır, ne de Berkî üst düzey muhaddislerden. Necaşî onu şöyle anlatıyor: “O güvenilir birisidir. Ama zayıflardan naklediyor ve mürsel hadislere güveniyor.”[21] Mehasin, Kuleynî, Saduk ve Şeyh Tusî’nin elinde olmasına rağmen onların üçü de bu rivayeti getirmemişlerdir. Daaimu’l-İslâm’ın rivayeti, kitabın zayıf olmasının dışında mürseldir ve Kuleynî, Saduk ve Şeyh Tusî gibi büyükler ona itina etmemişlerdir.

Kâfi’deki İki Rivayet

1- Hamid b. Ziyad: Bu rivayet Vakıfiye mirasındandır. Hamid b. Ziyad ve İbn Semae Vakıfiye’nin ileri gelenlerindendir. İbn Semae hakkında: “O vakfta inatçı ve mutaassıp idi.” denilmiştir.[22] Bu grubun rivayetleri İmamlara (a.s) sunulduğunda bunları temizlemişlerdir. Şeyh Saduk ve Şeyh Tusî gibi büyüklerde bu rivayeti getirmemişlerdir.

Bu bâbda sınırlı rivayet, bir kere ve yalnızca bu kitapta gelmiştir. Öyleyse bu konudan kaynaklanan birçok eleştiriyi ona dayanarak göz ardı edemeyiz.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar