Kerbelâ'da Neler Oldu

04 December 2025 40 dk okuma 9 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 6 / 9

Gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Sonra: "Senden sonra olmaz olsun dünya!" dedi. Hüseyin'in (a.s) kız kardeşi Zeyneb koşarak geldi. Şöyle diyordu: "Ah kardeşim! Ah kardeşimin oğlu!..." Gelip üzerine kapandı. Hüseyin (a.s), Zeyneb'i tutup kaldırdı ve çadıra gönderdi. Gençlerine: "Kardeşinizi taşıyın." diye emretti. Onlar da kardeşlerini alıp önünde savaştıkları çadırın önüne koydular.

Sonra Ömer b. Sa'd'ın adamlarından Amr b. Sabih denen biri Müslim b. Akil'in oğlu Abdullah'a bir ok attı. Abdullah, oktan korunmak için elini alnına koydu. Ok avucuna isabet etti ve oradan alnına saplandı. Böylece eli alnına yapışıp kaldı. Kımıldatamıyordu. Sonra bir başkası saldırarak kalbine bir mızrak sapladı ve öldürdü.

Abdullah b. Kutbe et-Taî, Avn b. Abdullah b. Cafer b. Ebu Talib'e (r.a) hamle etti ve öldürdü.

Âmir b. Nehşel et-Teymî, Muhammed b. Abdullah b. Cafer b. Ebu Talib'e (r.a) saldırdı ve öldürdü.

Osman b. Halid el-Hemedanî, Abdurrahman b. Akil b. Ebu Talib'e (r.a) hücum etti ve öldürdü.

Hamid b. Müslim anlatıyor: Biz bu şekilde savaşırken, birden yüzü ay parçası gibi bir delikanlı karşımıza çıktı. Elinde bir kılıç, üzerinde bir gömlek ve izar ve ayağında nalın vardı. Nalınlardan birinin tasması kopmuştu. Ömer b. Said b. Nufeyl el-Ezdî bana dedi ki: "Vallahi, bu çocuğa saldıracağım." Dedim ki: "Subhanallah! Bunu yapmakla ne geçecek eline? Bırak onu! Nasılsa, şu insanlar onlardan bir tek kişiyi sağ bırakmayacaklar." Dedi ki: "Vallahi saldıracağım." Sonra çocuğa saldırdı, başına bir kılıç vurup ikiye yardıktan sonra döndü.

Çocuk yüzükoyun yere kapandı. "Amcacığım!" diye bağırdı. Hüseyin (a.s), bir kartal gibi atıldı. Sonra öfkeli bir aslan gibi kükreyerek Ömer b. Said b. Nufeyl'e hücum etti. Koluna bir kılıç indirerek dirsekten koparıp attı. Ömer öyle bir çığlık attı ki, bütün karargâh bu sesi duydu. Sonra Hüseyin (a.s) ondan uzaklaştı. Kûfe ordusu, onu kurtarmak için saldırıya geçti. Bu sırada adam askerlerin ayakları altında kaldı ve ezilerek öldü.

Toz duman çekildikten sonra Hüseyin'in (a.s) çocuğun başında durduğunu gördüm. Çocuğun ayakları çırpınıp duruyordu. Hüseyin (a.s) şöyle diyordu:

Lânet olsun seni öldüren kavme! Kıyamet günü onların hasmı deden olacaktır.

Sonra şöyle dedi:

Allah'a andolsun, çağırdığın hâlde sana cevap verememesi veya cevap verdiği hâlde sana yardım edememesi, amcanın zoruna gidiyor. Vallahi bu, öldürüleni çok ama yardım edeni az olan birinin sesidir.

Sonra çocuğu göğsüne alıp taşıdı. Çocuğun yerde sürüklenen ayaklarını hâlâ görür gibiyim. Çocuğu alıp oğlu Ali b. Hüseyin'in ve ailesinden öldürülmüş olan diğerlerinin yanına koydu. "Bu çocuk kimdir?" diye sordum. Dediler ki: "Ali b. Ebu Talib oğlu Hasan oğlu Kasım'dır."

Sonra Hüseyin (a.s) çadırın önünde oturdu. Oğlu Abdullah b. Hüseyin'i getirdiler. Henüz süt emen küçük bir çocuktu. Onu kucağına oturttu. Benî Esed'den bir adam, babasının kucağındaki çocuğa bir ok atarak boğazını kesti. Hüseyin (a.s) çocuğun kanını avuçladı. Avucu dolunca, gök tarafına serpti ve şöyle dedi:

Rabbim! Eğer gökten gelecek yardımı bizden alıkoymuşsan, bunu (bizim için semavî yardımdan da) daha iyi olan bir nimete vesile kıl ve şu zalimler topluluğundan bizim intikamımızı al!

Sonra çocuğu aldı, ailesinden öldürülmüş olan diğerlerinin yanına koydu.

Abdullah b. Ukbe el-Ganevî, Ali b. Ebu Talib oğlu Hasan oğlu Ebu Bekir'e (a.s) bir ok atıp onu öldürdü.

Abbas b. Ali b. Ebu Talib (r.a), ailesinden çok kişinin öldürüldüğünü görünce, ana bir kardeşlerine, Abdullah, Cafer ve Osman'a dedi ki: "Ey annemin oğulları! Öne çıkın, göreyim sizi. Allah ve Resulü için iyi bir sınav verdiniz ve sizin geride kalacak çocuklarınız da yoktur." Abdullah öne atıldı ve yaman bir savaş verdi. O ve Hâni b. Sebit elHadremî birbirlerine birer darbe indirdiler. Hâni (Allah'ın lâneti üzerine olsun), onu öldürdü. Ondan sonra Cafer b. Ali (a.s) öne atıldı. Hâni onu da öldürdü. Sonra, kardeşlerinin yerine savaş meydanına çıkan Osman b. Ali'yi (a.s), Huli b. Yezid el-Esbahî aldı, bir ok atarak onu yere yıktı. Benî Dârim kabilesinden bir adam da saldırıp başını kesti.

Sonra bütün topluluk Hüseyin'e (a.s) saldırdı. Karargâhını ele geçirdiler. Çok susamıştı. Nehir ile tarlalar arasındaki seddin üzerine çıktı. Suya gitmek istiyordu. Önünde de kardeşi Abbas vardı. İbn Sa'dın atlıları önünü kestiler. Aralarında Benî Dârim'den bir adam vardı. Bu adam askerlere dedi ki: "Yazıklar olsun size! Suya gitmesine izin vermeyin. Su içmesini engelleyin." Hüseyin (a.s) dedi ki: "Allah'ım! Onu susuz bırak." Benî Dârim'den bu adam kızdı ve İmam'a (a.s) bir ok attı. Ok, İmam'ın üst damağına isabet etti. Hüseyin (a.s), oku çekip çıkardı. Elini damağının altına koydu. Avucu kanla doldu. Kanı yere döktü ve dedi ki: "Allah'ım! Peygamber'inin kızının oğluna yapılanları sana şikâyet ediyorum."

Sonra yerine geri döndü. Susuzluğu iyice şiddetlenmişti.

Hz. Hüseyin'in (a.s) Yanlızlığı

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar