Muhammed Arkun’un Kur’an’ın Dili Hakkındaki Görüşünün Tenkidi

04 December 2025 35 dk okuma 8 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 3 / 8

Topluca bakıldığında “mit” Arkun’un yazılarında bolca kullanılmıştır ve rahatlıkla Kur’an metnini mitolojik olarak adlandırmaktadır. Bu kelimeden çok fazla anlam kastedildiğinden onun bu konudaki bazı görüşlerini naklederek mitin tarifini de onun bakışaçısından incelemek zaruri görünmektedir. Şöyle yazar: “Tevrat kıssaları ve aynı şekilde Kur’an’ın hitapları mitolojik ifadelerin çarpıcı iki örneğidir.” (Arkun, Tarihiyyetu’l-Fikri’l-Arabiyyi’l-İslamî, 1996: 210).

Yine şöyle yazar: “Kur’an’daki hitabın binası mit üzerine oturmuştur.” (A.g.e., 10). Bir yerde de şöyle der: “Peygamber’in Mekke ve Medine’de gerçekleştirdiği toplumsal ve tarihsel iş, Kur’an’ın esnek ve yorumlanabilir (ve mitolojik) kimi kısımlarıyla uyumludur.” (A.g.e., 211).

Arkun’a göre mitin yalnızca kutsal metinlerde değil, insan hayatında da belirleyici rolü vardır. Bu görüş aşağıdaki cümlelerde gayet net görülebilmektedir:

“Kitlelerin vukufiyeti ve anlayışı esas itibariyle mitolojik bir bilinçtir.” (Arkun, Nâfizetun ale’l-İslam, 1996: 50); “Hiçbir dinî cemaat veya kavim ve millet mitolojiye ihtiyaçtan arınmış değildir.” (A.g.e., 73); “Bireysel ve kitlesel tarihsel varlığımızı şekillendiren mitolojidir.” (Arkun, el-Fikru’l-İslami Nakd ve İctihad, 2007: 84 ve 327).

Görüldüğü gibi Arkun, miti insanların fikrî ve dinî çeşitli boyutlarına yaymaktadır.

Arkun’un Bakışından Mitin Tanımı

Önce Arkun’un bakışından mitin tanımını bilmek lazımdır. Çünkü bu kelime her zaman gerçek dışı ve hayali öyküler anlamına gelmez ve başka kullanımları da vardır. Anlaşıldığı kadarıyla Arkun, “mit”e, kendisini ithamlardan kurtarabilmek için Kur’an’ın epistemolojisiyle çelişmeyecek biçimde anlam verme çabasındadır. Bu anlamda mitin bir bölümünün (zayıf da olsa) gerçekliği vardır. Ama insanın tahayyülü onu geliştirerek büyütmüştür. Öyle görünüyor ki bu gayretler sonuçsuz kalarak çelişkili görünmeye ve kafa karışıklığıyla suçlanmaya sebep olmuştur. O kadar ki kimi eleştirmenlerin inancına göre Arkun’un bu yöntemi, onun hem İslamcılar tarafından dışlanmasına hem de seküler bilim insanlarınca reddedilmesine zemin hazırlamıştır. (Bkz: “Muhammed Arkun, Mütehayyir miyan-i Temeddun-i Şark ve Ğarb” makalesi, Faslnâme-i Mâh-i Din, 1389: sayı 158). Hulasa Arkun’un mite getirdiği tanım şöyledir: “المجازیة الرمزیة ‌‌‌المنفتحة علی المطلق و تعددیة المعنی” (Arkun, el-Fikru’l-İslamî Nakd ve İctihad, 2007:167). Yani “Mit, anlamın genelleme ve çoğaltılmasına izin veren mecazi ve sembolik ifadedir.”

Bunun yanısıra Kur’an kıssalarına mitolojik bir bakışı vardır ve onları diğer öykü ve hikayelerle karşılaştırır:

“Kur’an kıssaları, diğer mitolojik öykülerin ihtiyaç duyduğu bağlantının benzeri bir irtibata muhtaçtır. Bu, sözkonusu kıssaların, bütünü itibariyle müminin şuuru tarafından kabul edilip somutlaştırılması sebebiyledir.” (Arkun, el-Fikru’l-İslamî Kıraatu İlmiyye, 1996: 203 ve devamı).

Arkun’un Şer’i Ahkama Bakışı

Kur’an’da mitolojik dil kullanıldığına inanmanın icaplarından biri, onun emir ve nehiylerinin sorgulanması, bunun neticesinde de şer’i ahkama uyulmayabileceğidir. Arkun’un bazı ifadeleri bu görüşü dile getirmektedir:

“Kur’an, İnciller gibi, beşerin vaziyetinden bahseden yüksek mecazlardan başka bir şey değildir ve bu mecazların açık bir yasa olması mümkün değildir. İşte bu nedenle, bu mecazi ifadelerin bütün durumlara uygulanacak ve icra edilecek etkin ve işlevsel bir kanuna ve somut bir usûle dönüştürülebileceğini zannetmemiz büyük vehimdir.” (Arkun, Tarihiyyetu’l-Fikri’l-Arabiyyi’l-İslamî, 1996: 299). Başka bir yerde de bu görüşü gerekçelendirirken şöyle yazar: “Bu, fakihlerin kuru ve gizemli (muhtelif şartlara intibak edebilecek) formlara büründürdüğü ve toplumun işlerinin görülebilmesi için fıkhî ahkama dönüştürmek istediği mecazın coşkulu tabiatı nedeniyledir.” (Arkun, Kadaya fi Nakdi’l-Akli’d-Dinî, 2000: 178; el-Fikru’l-Usûlî ve İstihalehu’t-Ta’sil, 1999: 36).

İnceleme

Kimileri Kur’an’ın mitolojikliği fikrini tenkit ederken genel olarak “Kur’an’ın hak olduğu ve kıssaların bir kısmının hakikat olmasının tamamının mit olmasını gerektirmeyeceği”ni savunmuş ve eleştirisini bitirmiştir. (Sa’dî, Muhammed Arkun ve Menhecehu’l-Kur’anî Dirasetun Nakdiyye, doktora tezi, Usûli’d-Din Fakültesi, 1382: 189). Böyle bir cevaptan, tenkit yapanın sorunu kabul ettiği ve onu izaha giriştiği sonucu çıkmaktadır. Oysa Kur’an’ın mitolojik oluşu meselesinde şöyle söylemek gerekir:

İlkin, Kur’an’ın kendisi var gücüyle Kur’an’ın mit farzedilmesi iddiası karşısında mevzi alarak mitolojinin Kur’an’a nispet edilmesini insaftan uzak görmektedir. Kur’an-ı Kerim’de dokuz ayette “اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَ” ifadesi müşrikler ve inatçı kafirlerin dilinden nakledilerek eleştirilmiştir. (En’am 25; Enfal 31; Nahl 24; Mü’minun 83 vd.) Dolayısıyla Kur’an’a inanan bir kimse için din içi bu cevap kafi gelecektir.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar